Röportaj: Rahşan Ecevit

Rahşan Ecevit: “Çocukluğum Kedilerle Geçti”

Kedi sevginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Çocukluğumda ailem çok büyük bahçeli bir evde otururdu. Fakat bahçeye bakacak kadar durumları müsait değildi. Mezbelelik bir bahçeydi. Ankara’da Adakale sokakta 2 katlı bir evdi. Biz çocuklar 4 kardeştik. Çiçekleri ezdin, çimenleri ezdin, çiçekleri bozdun gibi bir durum yoktu. Çok kedi köpek gelir giderdi bahçeye. O evde uzun yıllar kaldık. Çocukken hayvanlarla sadece oynardık. Ama büyüyünce onlarla daha fazla ilgilenmeye hastalıklarına çare aramaya başladık. Ankara’nın kışı çok soğuk olduğu için kedilere üşümesinler diye karton kutulardan evler yapardık. Daha korunaklı bir şeyler yapmaya imkanımız yoktu. Kışın çok kedi ölürdü biz çoğu kez çaresiz kalırdık. 10-12 yaşlarındaydık. İnsan ilaçlarıyla da onları tedavi etmeye çalışıyorduk.

 

O günlerden bir anınız var mı?

Biz çok isterdik ama annem kedileri eve almazdı. Çok sayıda kedi vardı. Biz bakıyoruz diye bütün mahallenin kedileri bizim bahçeye gelirdi. Bahçede kediler çoğalınca ve hastalanınca, evden durmadan ilaç, yemek götürürdük. Kendimize göre bir tedavi yapardık. Kimi başarılı olurdu, bazılarında da bir faydası dokunmazdı. Babam bir gün çok üşütmüş, “Rahşan ben fena halde üşütmüşüm, şu kedilerin ilaçlarından bana da getirsene” demişti. Çok gülmüştük.

 

Bülent Beyle birlikte yaşadığınız bir kedi anınız var mı?

Yeni evlendiğimizde bahçemize gri-beyaz bir kedi geldi. Nefes almakta zorlanıyordu, karnı çok şişti. Onu aldım veteriner hekime götürdüm. Veteriner onu uyutalım dedi. Bu siroz olmuş dedi. Olmaz evde rahat rahat ölsün dedim. Eve getirdim. 2 odalı bir evimiz ve bir gaz sobamız vardı. Sobanın yanına eski kazak ve gazete koyup, kediyi de onun üzerine koydum. Gazeteleri sık sık değiştiriyordum. Bir taraftan da onun derdini anlamaya çalışıyordum. Yüzü kapkaranlıktı, gözleri yarı aralıktı. Ağzı açıktı, karnı şişti. Öyle boylu boyunca duruyordu. Bunun üzerine önce bütün yüzüne vazelin sürdüm. Yüzündeki şeyler bana kabuk gibi geldi. Sonradan anladım ki, onlar sümükmüş. Üşütmüş, sümükler ağzını yüzünü kaplamış. O kabuklar zamanla yumuşadı. Sabah akşam vazelini sürdüm. Antibiyotik verdim. Böyle iki hafta geçti. Sonra gözleri açıldı. Burnunun etrafı da açıldı. Rahat nefes almaya başlayınca yemek yemeye de başladı. Bir müddet sonra karnındaki şiş inmeye başladı. Biraz daha rahatladı. Ama hala yatıyordu. Tüyleri, derisi tamamen gözükecek kadar dökülmüştü. Evimiz dediğim gibi iki odalıydı ve gelen misafirleri de kedinin bulunduğu bu oda da ağırlıyordum. İnsanlar kedinin bu haline biraz da iğrenerek bakıyordu. Zamanla rahatladı, tüyleri çıkmaya başladı.

 

Bu şanslı kediye isim koydunuz mu?

Evet isim koyduk. O hikayeyi de anlatayım. Biz hastalığına Bülent’le bronşit diye teşhis koyduk. Oradan çağrıştırdı adını da Hurşit koyduk. Derken evimize bir gün karı koca misafir geldi. Hiç aklımıza gelmedi oğullarının adı Hurşit’miş. Biz otururken mutfakta bir gürültü oldu. Bunlar evde bir tek Bülent ve ben varım diye biliyorlar. Aa ne oldu diye sordular. Bülent, “önemli değil bizim Hurşit’tir” deyince, irkildiler. Ben hemen durumu fark edip “bizim Bronşit” dedim. İsmi öylece Bronşit Hurşit kaldı. Böylece zaman içinde o sobanın yanında muhteşem bir kedi oldu. Kuyruğu yelpaze şeklindeydi. O tüysüz kedi uzun tüylü iri bir kedi oldu. O sırada evimizde siyah sağlıklı bir dişi kedimiz vardı. Zamanla onunla evlendiler ve çok iyi bir baba oldu. Yavruları oldu. O kadar iyi baba oldu ki, anne yavrularının yanından kalkınca hemen gelir onları koynuna alır ve yalamaya başlardı. O kadar ki yavrular sırılsıklam olurdu. Sonra anne gelirdi. Anne gelince Hurşit kalkardı. Anne yavruları öyle ıslak görünce o da başlardı onları yalamaya. Yavrular pek kuru kalmazdı.

 

Hayatınızın her aşamasında kediniz oldu diyebilir miyiz?

Hayatımızda uzun bir müddet kedi olmadı. Bülent’le çok seyahat ediyorduk. Evdeki birkaç kedimizi de annemize bırakmıştık. Annem onlara bakmaktan çok memnundu ama belli bir dönem sonra kedi sevgisi insanlara mutsuzlukta gelebiliyor. Hasta oluyorlar, ölüyorlar. Anneme verdiğimiz beyaz kedimiz hasta oldu. İdrarını yapamıyordu. Veterinere götürdük. Yapacak bir şey yok, idrarı ya iğneyle alacağız ama ölebilir ya da böyle kalır, zaman içinde belki yapar dediler. Kedinin o hali bizi günlerce üzdü. Sonra annemin kucağında titreye titreye öldü. Annem günlerce ağladı. Bana çok kızdı. Sen bana bu kedileri getirdin, ben mahvoldum şimdi bu kedim öldü diye. Bu anlattığım olay en az 40 yıl önceydi. Şimdiki gibi imkanlar yoktu. Sonrasında uzun süre kedi bakamadık.

 

Özellikle yardıma muhtaç hasta ve sakat kedilere bakıyorsunuz onları anlatır mısınız?

Şimdi bahçede ve evde kedilerim var. Bazılarını evde tutamıyorum. Sabahtan dışarı çıkıyorlar akşam gelirler. Ben de beklerim onları. Onlarda gelince hepsi benim pencereyi açmamı beklerler. Bazı kediler hiç yaklaşmıyorlar, yabaniler. Şimdi onlardan birinin gözü hasta oldu, yavaş yavaş kapanıyor. Ama bir şey yapamıyorum, yakalayamıyorum onları. Bekliyorum inşallah yavaş yavaş geçer diye.

 

Bu felçli kedinin hikayesini de anlatır mısınız?

Bunu kapının önünde asfaltta bulduk. El kadardı, arka ayaklarını sürüyordu. Öyle görünce ezilir diye aldık, getirdik. Eve gelenlere de anlatıyoruz, öylece evin önünde bulduk diye. Dediler ki, kendi gelmiş olur mu, sizin bakacağınızı bildikleri için getirmiş koymuşlar oraya. Böylece girdi evin içine, büyüdü böyle ama mutlu.

 

Diğer kedileriniz…

Tebe Hanım, Maksimum, Kara Kız, Bekir var. Vare hanım var. Vare hanım bahçede masa vardı, orada doğurmuştu, 3 tane yavrusu vardı. Derken bir gece köpek saldırısı olmuş, yerde ölü gibi yatıyordu, aldık veterinere götürdük. 3 ay yattı orada sonra aldık getirdik eve onun yavruları Kara Kız ve Bekir’de eve öyle girmiş oldular. Sonra Karatopal geldi. Ona da araba çarpmış. Tedavi edildi ama bir ayağı topal kaldı. Sonra bir beyaz kedi geldi eve. Onun adı da Aktopaldı. Bir ayağı sakattı. Onu 3 defa ameliyat ettiler ama başarılı olmadı. Sonunda omuzdan kestiler. Şimdi mutlu. En azından ne yapacağını biliyor ve ona göre davranıyor. Her yerden atlayıp zıplıyor. Bu yaz, kirpiler de evimizi ziyarete başladılar. Çok ilginç, kedilerle anlaşıyorlar. Kedilerde onlara alıştı. Akşamları birçok kez kedilerle onları yan yana görüyoruz. Aynı mama kabından yemek yiyorlar.

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Your email address will not be published.


*