Kentlerdeki Doğal Hayat ve Sokak Hayvanları

Ülkemizin pek çok kentinin sokaklarında kedi ve köpekler bolca bulunur. İnsana yakın bu hayvanları kent doğal hayatının bir parçası olarak görmesek de, onlar kent ekosistemlerini önemli ölçüde etkilerler. Dünyada her kentin hayvanları da farklıdır. Yeşil alanları bol Londra, New York gibi kentlerde sincap, tavşan hatta geyikler; Sidney, Miami gibi balığı bol kıyı şehirlerinde büyük balıkçıl kuşlar; Delhi’de maymunlar, Austin ve Brisbayne’de yılanlar… kenti insanlarla paylaşır.

Ülkemizde, özellikle İstanbul’da ve özellikle kediler şehir dokusunun bir öğesi, güzelliğinin bir parçası olmuştur. Ama onlar, aynı zamanda, kenti fare gibi kemiricilerden temizler, akrep ve böceklerin çoğalmasını kontrol eder, lejyoner hastalığı bulaştırabilen güvercinlerin nüfusunu dengede tutar, bölgelerini koruyarak yabancı hayvanların gelmesini önlerler. Bu yetenekli avcılar, nadir kuş ve küçük hayvanlar için bir tehdit oluştursalar da, kuş sayılarındaki azalmanın esas nedeninin ‘habitat kaybı’ gibi insan kaynaklı olduğu unutulmamalıdır.

Doğanın Matematiği

Sokak hayvanlarının üreme hızı yüksektir. Özellikle kediler, yiyeceğin bol olduğu bölgelerde hızla kolonileşirler. Teorik olarak, bütün yavrular yaşasa, tek bir dişi kedinin geometrik büyümeyle 3 yılda 600, 7 yılda 400 000 üzerinde nüfus yaratabileceği hesaplanır. Fakat, araştırmalara göre sokak kedileri en çok 2-3 yıl yaşamaktadır ve her 4 yavrudan 3’ü zaten ölmektedir. Güzelim yavruların böyle telef olması bizlere acımasız gelse de, bu oran doğadaki etoburlarda da çok yüksektir ve buna rağmen, bir dişi kedi 3 yılda 20 civarında nüfus yaratabilir. Dolayısıyla, erişkin yaşa ulaşabilen kedilerin kısırlaştırılması gerektiği açıktır.

Öte yandan, doğanın kendi hesapları/dengeleri vardır ve bu hesap bazen bizim tahminlerimize hiç uymaz. Yeni Zelanda’da bir adada nadir bir kuş türünü korumak için 1980’de kediler toplanmış,10 yıl sonra, beklenin tersine, kuşlar tümden yok olmuştur. Araştırma sonunda farelerin aşırı çoğalıp yumurtaları ve yavruları talan ettiği anlaşılmıştır.

Doğada kemirgenler, avlayanı olmayan ortamlarda aşırı hızlı çoğalırlar. Haliç’teki tavşan adasındaki acıklı bir durum da dengenin bozulmasına bir örnektir. Nüfusu dengede tutacak mekanizmalar olmayınca, adada tavşan nüfusu patlamış ve bütün yiyecek yeşillikleri tüketmiştir. Müdahale edilmezse hepsi birden yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Halk Sağlığı

Hayvanlardan insana bulaşmasından en çok korkulan kuduz hastalığının birincil taşıyıcıları tilki gibi vahşi hayvanlardır. Doğada belli periyodlarla salgınlar yaşandığından, örneğin ABD’de raccoonlara (köpek büyüklüğünde maskeli memeli) ağızdan aşı atılır. Şüphesiz sokak köpekleri kuduza karşı aşılanmalı, toplum da saldırgan hayvanlardan uzak durmak/yetkililere bildirmek/ısırılma durumunda acil olarak (aşı değil) serum yaptırmak konusunda eğitilmelidir. Ama, özellikle kentlerin kıyılarındaki sokak köpekleri, yabani hayvanların şehre girmesini önleyerek insanlar için bir bariyer oluştururlar. Bunun ilginç bir örneği yıllar önce Mexico City’de yaşanmış, sokak köpekleri toplandıktan kısa bir süre sonra kent, kırsaldan gelen köpeklerin istilasına uğramıştır; üstelik yabani ve kuduz taşıma riski yüksek hayvanlar tarafından.

Kedilerden insana kuduz bulaşması ise nadirdir; genellikle küçük hayvanlarda mikrop salyaya bulaşacak düzeye geldiğinde hayvanın ısıracak gücü kalmamıştır. Kedilerden bulaşma olasılığı daha yüksek olan hastalıklar, tırmıktan bulaşan lenf enfeksiyonu, tetanoz, hamileler için tehlikeli toksoplazma, ve çiğ et/ciğer yiyen hayvanların dışkısından bulaşan kist parazitidir. Dolayısıyla, hijyen kurallarına uymak önemlidir.

Diğer yandan, kedilerin sokaklardan toplandığı başta New York gibi kentlerde farelerle zorlu bir mücadele yapılmakta, kullanılan zehir de hem ekosistemler hem insan sağlığı açısından ayrı bir risk oluşturmaktadır.

Dengeleri Bulmak

Bazı gelişmiş ülkelerde sokaklardan toplanan kedi ve köpekler bir süre barınaklarda tutulup, sahiplendirilemeyenler uyutulmaktadır. ABD’de bu rakam yılda 2 milyon kediye ulaşmaktadır. Kürk-karşıtı aktivitelerinden tanıdığımız PETA bile -zor koşullarda yaşamanın acı ve sefaletini göz önüne alarak- bu yöntemi kabullenmektedir. Oysa, İngiltere gibi birkaç ülkede uygulanan çok daha insancıl method nüfusu kontrol altında tutmakta başarılı olmuş ve ABD’de de kabul görmeye başlamıştır. Bu yöntem, yakala-kısırlaştır-aşıla (köpekler için)-bırak metodudur. Koloniler gönüllülerce takip edilmekte, yalnızca çok hasta hayvanlar uyutulmaktadır.

Ülkemizde de, Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde bu yöntem yaygınlaşmaya başlamıştır. Aşılanmış küpeli köpekler mahallelerimizin gönüllü bekçileri olmuştur. Yerel veterinerler de, belki yurtdışından sağlanabilecek fonlarla da desteklenerek sisteme katılabilse, sistemin başarı şansı artacaktır. Ama, hayvanseverler de nüfus patlamasına neden olacak miktarda ve pislik yaratacak şekilde yiyecek bırakmamalı, hayvanları yiyecek satılan yerlerden dilenmeye alıştırmamalıdır. Florida’da “timsahlara yiyecek atmayın” levhaları, timsahlar bile insanı taciz edecek şekilde dilenmeyi öğrendiği içindir.

Güçlenen/zenginleşen bediyelerimiz ve hayvanseverlerimizin bilgiyle yoğrulmuş özverili çabaları sayesinde, belki de gelişmiş ülkelerin soğukkanlı ben-merkezciliği ile azgelişmişlerin umursamazlığı arasında bir denge bulmayı başarır ve insanların /çocukların çekinmeden dostluk edebileceği sağlıklı sokak hayvanlarımızla, dünya kentleri için insancıl bir model oluşturabiliriz.

Hazırlayan: Nükhet Barlas

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Your email address will not be published.


*