Karakulak

Latince ismi (Caracal) Türkçe’den gelmektedir. Orta Asya’daki Türkler tarafından kulak çevresindeki siyahlıktan ötürü bu şekilde adlandırılmıştır. Vahşi kedi ailesinde hiçbir kedi bu kadar Türk değildir. Karakulak Türkler için önemli bir yere sahiptir. Bunun en iyi örneklerinden biri de TÜBİTAK bünyesinde yürütülen bir işletim sistemi geliştirme projesine (Pardus 2007.2, Caracal Caracal) isim babası olmasıdır.

Büyük kediler (Pantherinae), kedigiller (Felidae) familyasındaki, birkaç yüz kiloluk gerçekten büyük kedi türlerini ayırt etmek için kullanılır. Boyutlardaki büyük farklara rağmen kedi türleri davranış ve yapı bakımından pek fark göstermezler.

Bütün kediler karnivor (et ile beslenen canlılar) ve iyi birer avcıdır. En büyük kediler Panthera cinsinin üyeleridir. Büyük kedi teriminin bir tanımı sadece Panthera’nın 4 üyesinden oluşur; Aslan, Kaplan, Leopar ve Jaguar. Başka kediler yapamazken bu cinse ait kediler kükreyebilirler. Sonuç olarak kükreme yeteneği bazen büyük kedilerin ayırt edici bir özelliği olarak sayılmaktadır.

Panthera cinsine ek olarak erkekleri 70 kg. Üzerinde olan dört tür daha sık sık büyük kedilerden sayılır; Çita, Kar Leoparı, Leopar ve Puma. Avrasya Vaşağı gibi 55 kg. kadar olabilen bazı orta boy kediler bir evcil kediye göre bayağı büyük olsalar da büyük kedilerden sayılmazlar. Karakulak (Caracal caracal); Step vaşağı olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından bir vaşak türüdür. Türkiye’nin yabani kedilerinden biridir. Sıcak, seyrek bitkilerin bulunduğu, step karakterli coğrafyalarda yaşar. Çanakkale, İzmir, Muğla, Antalya, Mersin, Hatay, Malatya, Gaziantep, Diyarbakır, Siirt, Bingöl, Hakkari, Kahramanmaraş, Adana ve Adıyaman yörelerinde çok seyrek de olsa görülmektedir.

Ortalama ağırlığı 7-9 kg, rekor ağırlığı 17,7 kg’dir. Gövdenin tam boyu 75-90 cm’dir. Bunun dışında 30-35 cm uzunluğunda bir kuyruğa sahiptir. Karakulak’ın kuyruğunun üst kısmında etrafında beyaz tüylerden oluşmuş püskül bulunan siyah bir çizgi vardır. Rengi genelde kahverengi tondadır ve üzerinde gri ya da beyaz benekler bulunur. Karakulağın kulaklarının ucunda sivri tüy kümecikleri vardır. Kulaklarının üst kısmının kenarları siyah tüylüdür. Dişi Karakulak çiftleşme döneminde 3 ayrı erkekle bile çiftleşebilir. Hamilelik dönemi 71 gün sürer ve doğan yavruların sayısı genellikle 1 ila 6 arasında değişir. Yavrular günde 21 gram büyürler ve 16-18 ay sonra erginleşirler. Ama ergenleşmeden önce 12. aylarında bağımsızlaşırlar.

Yalnız başına yaşayan bir hayvandır. Daha çok geceleri avlandığı için pek sık görünmez. En çok tavşan, tarla faresi ve sincap gibi kemirgenleri avlar. Ender olarak da meyve yediği görülür. Leoparlara benzer şekilde avını bazen ağaç dallarında daha sonra yemek üzere saklar. İyi bir avcı olmanın çok ötesindedir. İnanılmaz hızlı hareket eder ve kuşları havalanmadan yakalayabilir.

Latince ismi Türkçe’den gelmektedir. Orta Asya’daki Türkler tarafından kulak çevresindeki siyahlıktan ötürü bu şekilde adlandırılmıştır.

Vahşi kedi ailesinde hiçbir kedi bu kadar Türk değildir. Orta Asya’nın ve Orta ve Güney Afrika’da yaşayan Karakulak (Caracal Caracal) dış görünümü ile Vaşak’a benzese de aslında tamamıyla farklı bir vahşi kedi türüdür. Vaşak ile karşılaştırıldığında bedeni daha ince ve daha az tıknazdır. Sarı renk ağırlıklı bir tüyle kaplıdır ve boyu bir metredir. Boyunun üçte birini kuyruğu kaplar. Kulaklarının arkası siyahtır. İsmi de bu sebeple Karakulak. (İngilizce söylenişi olan Caracal da Türkçe’den türetilmiştir.) Daha çok kuru steplerde ve ormanlık alanlarda yaşar. Dağlık bölgelerde de kolaylıkla yaşamını sürdürebilir. 300 metre yükseklikte bile yaşadığı rapor edilmiştir. Çevresel koşullara mükemmelen uyum gösterdiği için kurak bölgelerde uzun süre boyunca su içmeden devam edebilir.

Karakulak halk arasında yeterince tanınmasa da, bilim çevrelerinden ilgi görmeye başlamıştır. Bunun en iyi örneklerinden biri TÜBİTAK bünyesinde yürütülen bir işletim sistemi geliştirme projesine (Pardus 2007.2, Caracal Caracal) isim babalığı yapmıştır.

Karakulak’ı Trafik Canavarı Buldu!

Zooloji ilmindeki adı Caracal Caracal. Biz ona kısaca Karakulak diyoruz. Türklerin taa Ortaasya’dan tanıdığı bu ilginç hayvanın nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya. Son yıllarda sayıları hayli azalan Karakulakların bazı kesimlerinde halen yaşadığı biliniyor ama varlığı tam olarak ispatlanamıyordu.

Araştırmacıların ve turistlerin arayıp bulamadığı bu hayvanı maalesef karayolunda trafik canavarının bulması büyük bir talihsizlik oldu. Marmaris Datça yolu üzerinde Hisarönü mevkiinde araba çarpmış halde bulunan Karakulak bölge sakinlerinden İnci Didem Akyurt tarafından can çekişirken bulundu ve yaralı karakulak birkaç dakika sonra öldü.

Marmaris Milli Parklar Müdürlüğü’ne götürülen Karakulak’tan bir üniversiteye gönderilmek üzere kıl, kan örneği, boyut ölçümleri alındı (dişi, muhtemelen daha yaşını doldurmamış, 10-12 kg. civarında).

Konu ile ilgili olarak İnci Didem Akyurt şunları aktardı: “Bundan on gün önce Hisarönü Köyü’nde ciddi hayvan zehirleme vakaları yaşandı, maalesef bu bölgede çok sık yaşadığımız bir durum. Hedef bazı zamanlarda evcil hayvanlar olsa da çoğu zaman yaban hayvanları. Hayvan yetiştiricileri ve arı kovanı sahipleri kendi hayvanlarını kapalı yerde korumak yerine, ormana zehir atıp domuz, tilki, karakulak gibi hayvanları öldürerek kendi hayvanlarını koruma yolunu seçmekte. Aynı zamanda Karakulak gibi değerli bir yaban hayvanının yaşadığı bu bölgede halen av yasağı yok. Türkiye’de sayıları ciddi derecede azalan bu hayvanları korumak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Karakulak’ın bu bölgede bulunmuş olması çok ciddi bir olay. Bu bölgelerde yaşadığı bilinen fakat ispatlanabilinen bir hayvan değil. Bölgemizde birkaç yıldır Karakulak görüldüğüne dair bir kayıt yoktu. Sayıları çok azaldı ve onları kolay kolay görmek mümkün değil.”

Hazırlayan: Serkan Durmaz

 

İlk yorum yapan siz olun

cevaplayın

Your email address will not be published.


*