Kediler Neden Güzeldir? - Ebru Erdemoğlu
25.02.2021Sizi asla terk etmez bu güzel sevgili. Evler değişir, ilişkiler, dostluklar biter, zaman akar ...
Bir fincan kahvenin peşine takılıp kaç ülke gezebilirsiniz? Peki ya “en sevdiğim renk kırmızı hem de Londra kırmızısı“ deyip yollara düşer misiniz?
Biz kedilerin bir araya geldiğimizde konuşmaktan en keyif aldığımız şeylerden biri aynı evi paylaştığımız ev arkadaşlarımızın nam-ı diğer sahiplerimizin hikâyeleri... Ne yerler, ne içerler, kimlerle dedikodu yaparlar, ne zaman uyurlar, neye gülerler, takıntıları var mıdır? Konu ev arkadaşlarımıza geldiğinde en gözde hikâyeler şüphesiz benden çıkar. İlginçtir “bizim evin halleri”. Her sabah güne bir fincan bol sütlü kahve ile merhaba deyip, yine bir fincan kahve ile günü bitiren turuncu saçlı kadın, makineleri, objektifleri şimdilerde yeni tutkusu olan, evde oradan oraya koşturup uçurmak için hazırlıklarını tamamlamaya çalıştığı maket uçaklarıyla fotoğrafçı adam iyi birer malzemedir bizim kedici sohbetlerimize.
Kahve... Bol sütlü kahve bizim evin belki de en olmazsa olmazıdır. Dedim ya turuncu saçlı kadın için sabah demek mis gibi kokan kahve demektir... Özellikle erken uyanılan yaz sabahlarında balkonda sardunyaların hemen yanı başında içilen kahve benim bile vazgeçemediğim bir yaz ritüeli olmuştur.
Turuncu saçlı kadının bu kahve tutkusu birçok seyahatlere, yeni yerler gezip görmemize sebep oldu... İşte geçtiğimiz günlerde koştura koştura yaptığımız Londra seyahati de “bir fincan kahvenin peşi sıra kalkıp gittiğimiz” yerlerdendi.
Dünya mutfağının tüm lezzetlerinin yer aldığı birbirinden şık restoranları, her köşe başında karşınıza çıkan bohem kafeleri, yıllara meydan okuyan tarihi binaları, tiyatroları, köprüleri ve doğanın her rengini barındıran uçsuz bucaksız parkları ve kentin simgesi olmuş kırmızı otobüsleriyle Londra...
Bu şehir ile ilgili ilk öğrendiklerimi yine evdeki koca ekrana borçluyum. İzleyip, dinlediğime göre Londra, uzun hem de çok uzun yıllardır İngiliz Kraliyet Ailesi’ne ev sahipliği yapıyormuş. Bu Aile’nin her şeyleri biz kediler için konuşma malzemesiymiş. Oğulları, kızları, gelinleri, damatları, gelenleri, gidenleriyle ne hikâyeler ne efsaneler...
Hani bir kente gitmeden önce okursunuz, araştırırsız, nerede ne göreceğinize karar verirsiniz ya bu kent Londra olduğunda kesinlikle siz de benim gibi ezber bozacaksınız. Çünkü Londra, patinizi attığınız her sokakta, bir arkadaş bulur muyum acaba diye bakındığınız her kaldırımda şaşırtıyor sizi!
Tower Bridge, British Museum, Naturel History Museum, Madame Tussoud ve eğer ziyarete açık zamanını yakalayabilirseniz Buckhingam Sarayı bu kente gelindiğinde görülmesi gereken önemli yerlerden. Londra’ya kuşbakışı bakmak için en iyi adres ise London Eye.
Alışveriş meraklıları için Oxford ve Bond Caddeleri yüzlerce seçenekle dolu... Gittiği hiçbir seyahatte yerel hediyelik eşya, peynir, şarap gibi şeylerin dışında alışveriş tutkusu olmayan turuncu saçlı kadın bile bu
kentte kendini kaybedip birbirinden renkli mağazaları, alışveriş merkezlerini ziyaret etti. Yanlış anlaşılmasın peşinde koştuğu şeyler ne bir çift ayakkabı, ne yılan derisi çantaydı... Rengârenk kırtasiye malzemeleriyle dolu mağazalardan kalemler, renkli kâğıtlar, notluklar, envai çeşit defterler dolduruldu çantaların gizli bölmelerine...
Birbirinden ilginç hediyelik eşyalar, el işi malzemeler için Camden Town atlanmaması gereken adreslerden...
Londra’yı benim için en anlamlı kılan ise uçsuz bucaksız parkları oldu. Hem de ne parklar! Özellikle bizimkileri bırakıp tek başıma gittiğim ve ilk kez gerçek bir sincap görüp heyecanlandığım, koştura koştura ağaçların arasından onunla oyunlar oynadığım Hyde ve Regent’s Park muhteşemdi... Tek sıkıntı bu kentte yağmur her zaman başrolde... Kaldığımız süre boyunca yağmur hiç durmadan devam etti. Ama ne yağan yağmur ne de bitmeyen ve bizim kedi arkadaşların yaşadığı ve birkaç kez ziyaretlerine gittiğimde şahit olduğum İstanbul’u aratmayan trafik burada hayatın akışına engel oluyor! Yağan yağmura rağmen sokaklar hep cıvıl cıvıl, her yer hareketli, insanlar telaşsız koşturmasız... Hem ne olacak yağmur yağdığında en güzel çözüm kırmızı otobüslerden birine atlayıp gezintiye onunla devam etmek oluyor! Bizim kadının tabiriyle “Londra kırmızı otobüsler bu kentte yağmuru tamamlıyor”
Neredeyse birkaç güne sığdırdığımız Londra seyahatinde gezip gördüklerim inanılmazdı doğru ama en çok aklımda kalan eve döndüğümde mahalleye yeni taşınan gurme pisi Efe’ye, yıldız dişimiz Minnoş’a defalarca anlattığım şey, tadına doyamadığım yemeklerdi. Kentin sokaklarını birkaç kez gezip burada benim gibi dört patili hiç kimse evet evet hiç kedi olmadığını görünce sokaklarda dolaşmaktan vazgeçip bu seyahati “yemek” üzerinde yoğunlaştırmaya karar verdim... Pişman oldum mu? Asla! Şunu bütün kedi dürüstlüğümle söyleyebilirim ki bu kentte dünya mutfağının tüm lezzetlerini tadabilir, damak zevkinize uygun mutlaka bir şeyler yiyerek keyif yapabilirsiniz. Lübnan mutfağı, Hint, Çin ve İtalyan mutfağı neredeyse her köşe başında rastlayacağınız önemli lezzet durakları. Ama asıl biz kedilerin de damak tadına uygun bir yemek vardı ki bahsetmeden edemeyeceğim. Bu yemek, bir akşam bizim adamın peşine takıldığımda ara bir sokakta girdiğimiz klasik bir “Londra pub” ında (bu cümle fotoğrafçı adama aittir) yediğim fish&chips oldu. Mama kabıma konulan ton balığı dışında balığı hiç bu kadar keyifle yememiştim. Bizim fotoğrafçının iştahla yediğimi görüp “yanında elmalı bira da ister misin” sözlerine kulak asmadan kocaman bir fish&chips’i bir çırpıda bitiriverdim.
Yağmurun dışarıda gezmeme imkân vermediği bir diğer günde turuncu saçlı kadın ile dolaştım. Onunla da bu kentte saatler beşi gösterdiğinde başlayan “beş çayı” ritüeline katıldım. Nasıl mıydı? Benden başka hiç kedi yoktu!
“Thames Nehri kıyısında beş çayı” Londra’ya gelen tüm konukların yapılacaklar listesinde yer alırmış. Onyedinci yüzyılda gümüş külçeler karşılığında Çin’den getirilen çay, sadece ülkenin zenginlerinin saraylarında konuklara ikram edilirmiş. Şık porselen fincanlarda gelen çaya birbirinden lezzetli sandviçler, kekler eşlik ediyor.
Gelelim kahve konusuna...
Eğer siz de turuncu saçlı kadın gibi bir kahve tutkunuysanız, Londra’da şanslısınız. Kentin bilinmeyen saklı köşelerini keşfederken, gezmekle bitmeyecek kitapçılar arasında mekik dokurken ya da şansınıza güneş azıcık yüzünü gösterdiyse ve siz de bunu fırsat bilip bir parkta otururken, enfes kokusuyla bir fincan kahve eşlik edecektir Londra seyahatinize.
Londra’dan sevgilerle!
Fotoğraf: Murat Solakoğlu
Sizi asla terk etmez bu güzel sevgili. Evler değişir, ilişkiler, dostluklar biter, zaman akar ...
“Namı diğer Veysel the blind Ninja. Tıpkı ben!” Yıllar önce (Linda Mayıs 2009 olduğunu ...
İzmir Karabağlar ilçesinde kiracısını evden çıkarmak isteyen ev sahipleri, kiracı çiftin ...
Bugün öğle saatlerinde İstanbul Bakırköy durağında yürekleri ısıtan bir olay yaşandı. ...
Mars Petcare ve Royal Canin sevgi dolu bir yuvaya erişemeyen kedi ve köpeklerin sayısını ...
Bangkok’ta korona nedeniyle kapanan birçok kafe kademeli şekilde yeniden hizmet vermeye ...
Şefkat, sezgi ve iyileşmeyle kurulan bağ üzerine...Ebru Şallı denince çoğu insanın aklına ...
ABD’deki Washington Devlet Üniversitesi’nden uzmanların gerçekleştirdiği araştırma, kedi ...
Kedici Dergisi gönüllü yazarlarımızdan Müjde Dural’ın kitabı ‘Begonvilli Ev’ ...
Dondurucu soğukların etkisini gösterdiği Sivas Altınkale'de, termal suya patilerini sokarak ...
Bilim insanları evcil hayvanların farklı kelimeleri algılayabildiğini ama onlara derin ...
Gebze Belediyesi’nde katledilen hayvanlar için hayvanseverler tarafından belediye önünde ...
Son yıllarda giderek artan sayıda kedinin diyabet hastalığına yakalandığı biliniyor. Kan ...
İzmir'de meydana gelen merkez üssü Seferihisar açıkları olan 6.6 büyüklüğündeki deprem ...
Kediler başına buyruk yapılarıyla bilinse de, bazı davranışları öğretmeniz mümkündür. ...
Kedilerin birbirlerine alışma süreçleri vardır ve bu süreç bittiğinde kedilerinizin ...
Shafieva Svetlana Nikolaevna Kırgızistan’da yaşayan bir felinolog... Kırgızistan’daki ...
Yavru kediyken bir kutuda nehre atılan kedi, onu kurtaran ve evine alan sahibinin epilepsi ...
Epeydir sokakta olmaya alışmıştı. Çetin geçen kışlarda sığınacak bir kuytu köşe ve ...
Fareye içirmişler içirmişler; önce şarap sonra votka ardından cin, bira falan, hiçbir şey ...
Bu hikayeyi, evin asıl sahibi olarak ben anlatıyorum.Ben bu evin kedisiyim.Uzun süredir burada ...
Bazen bir toplumun günlük hayatında çok sıradan görünen bir davranış, dışarıdan ...
Polikistik böbrek hastalığı özellikle İran kedileri, Egzotik Shorthair cinsi ve melezlerinde ...
Sivas Belediyesi örnek bir olaya imza atarak, şehrin birçok noktasına ‘Kedi çıkabilir’ ...
31 Aralık’a kadar kedi, köpek ve gelincik gibi evcil hayvanlarına mikroçip taktırmayanlar ...
Sevgili Kediciler, İlkokul yıllarımda armağan edilen bisiklet sayesinde ...
Bangkok’un sıradan bir gününde, bir karakolun kapısından içeriye sevimli bir misafir girdi. ...
Beyaz kürkü, kırmızı gözleri ile o dünyanın albino olan tek oselo kedisi. Genetik testlerin ...
Sevgili Kediciler ve Kedici Veteriner Hekimler,Ev kedilerinin sağlıklı yaşamalarının ...
Çoğu ev kedisi yaşamının neredeyse tamamını evde geçiriyor. Bu alanı onlar için konforlu ...
Muhammet Mustafa Yılmaz, Suriye’de İdlib kırsalında görev yapan bir askeri ...
Hani geçenlerde kedili bir yazı yazmıştım.. “Ağaçta kalan bir kediyi indirmek için ne ...