Louis Wain: Kedilerin Bir Adamı İyileştiremediği Ama Hayatta Tuttuğu Hikaye

Louis Wain: Kedilerin Bir Adamı İyileştiremediği Ama Hayatta Tuttuğu Hikaye

Louis Wain’i anlatan bir film izlerken önce şunu düşünüyorsunuz: “Bu adamın aklı nereye gidiyor?” Çünkü film sizi o zihnin içine davet ediyor, o dalgalı suya. Ama bir süre sonra fark ediyorsunuz ki Louis Wain’i hayata bağlayan tek şey, dünyayı anlamlandırmak için bulduğu küçük bir kapı: Kediler.

Louis, hayatı boyunca hiç tam tutunamamış biri. Toplumun bir adım dışından gelen, hep bir parça uyumsuz, hep bir parça fazla hassas. Filmde bu uyumsuzluğu göze sokmadan, sadece küçük anlarla veriyorlar. İnsanlardan gelen uyarıları kaçıran bakışlar… Azıcık fazla coşku… Biraz fazla hız… Biraz fazla hayal… O kırılganlık bir süre sonra izleyicinin içini acıtmaya başlıyor.

Tam bu noktada kedi giriyor sahneye. Peter.

Peter ilk bakışta sıradan bir sokak kedisi. Ama Louis için Peter, zihnindeki fırtınayı bir süreliğine susturan tek şey. Kediyi resmetmeye başlıyor, sonra daha fazlasını, sonra daha fazlasını… Ve bir anda kediler Louis Wain’in dünyasında bir tür mihenk taşı haline geliyor. Zihin ne kadar dağılırsa dağılsın, kedi figürü her defasında Louis’i merkeze geri çekiyor. Sanki “buradayım, toparla kendini” der gibi.

Film bunu çok ince gösteriyor. Kedicilerin çok iyi bildiği bir şeydir bu:

Bazı insanlar için bir kedinin varlığı, hayatta kalma sebebidir. Bunu yüksek sesle söylemezsiniz ama bilirsiniz.

Louis’in çizgilerinin zamanla nasıl değiştiğini izlemek ise başka bir hikaye. Kedilerin gözleri büyüyor, renkler derinleşiyor, desenler yoğunlaşıyor. İlk bakışta “sanatsal gelişim” gibi görünür ama aslında zihnin parçalanmaya başlamasının dışavurumudur. Filmin bunu estetize etmeden, dramatize etmeden, sadece izleyicinin gözüne bırakarak anlatması çok değerli.

Bir de duygusal tarafı var. Louis’in hayatındaki büyük kayıplar, yalnızlık, toplumun dışına itilmişlik… Bunların hepsi kedilerle kurduğu bağı daha güçlü hissettiriyor. Çünkü Louis’in dünyasında kediler sadece bir konu değil; bir dayanak noktası. Belki de bu yüzden Wain'in çizdiği her kedi, bakan insana tuhaf bir sıcaklık hissi verir. Sanki biraz onu, biraz bizi anlatır.

Filmin esas güzelliği şu:

Louis Wain’in hikayesini anlatırken kedilerin hayatımıza nasıl bir anlam kattığını hiç çaktırmadan yüzümüze vuruyor.

Bir kedinin dünyayı değiştirmek gibi bir derdi yoktur ama bazen farkında olmadan bir insanın iç dünyasını toparlar.

Louis Wain bunu yaşayan nadir insanlardan biri.

Film bittiğinde şu düşünce kalıyor: Kediler belki Louis Wain’i iyileştiremedi…

Ama onu hayatta tuttu. Bazen bu kadarı bile mucizedir.

Pınar Aksu

23/02/2026

Keditörün Önerisi

İNAT MI?

14.07.2023

İNAT MI? Kediler Neden Tuvalet Kabı Dışına Çiş Yapar? Kediler tuvalete giderken ...

Kediler Alemi

Kış ve Kedi - Ahmet Özcan

01.03.2021

Bu hafta sonu da beklenen kar yağmadı. Kararsız bir hava. Kar yağıp yağmamakta kararsız. Ben ...

VETANKA

08.04.2022

Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde Vetanka’nın düzenlediği VET-KÖH (Kedi ...

Kediler Kıskanır Mı?

16.03.2023

Kediler, evde yaşayan insanların her birine farklı şekilde davranırlar. Evdeki insanları ...

Kedilerde Alopesi

07.04.2023

Kediler tüm yıl boyunca tüy dökeceklerdir, ancak yaz ve sonbaharda daha fazla tüy kaybetme ...

Kedim Ünlü Olmak İstiyor

29.06.2021

Kedinizin fotoğrafları, videolarıyla dolu bir galeriniz var biliyoruz! Kediciler, onun her ...

KEDİCİKLERİN GÖZLERİ

10.08.2023

Kedilerin gözleri ile insanların gözleri arasında birçok ortak özellik vardır. Aynı ...