Türkiye’nin ilk kedi hastanesinden küresel iş birliğine: Kediler için bilim ve tutku yolculuğu
22.02.2025Kediler, tarih boyunca gizemli ve büyüleyici varlıklar olarak hayatımızda özel bir yer ...
Genel Yayın Müdürümüz Veteriner Hekim Dr. Tarkan Özçetin, Kedici dergisinin Türkiye’deki okuyucuları için tüm dünyada kedilerin yaşam süresini iki katına çıkaracağı ifade edilen AIM proteinini bulan Prof. Dr. Toru Miyazaki ile Japonya’daki laboratuvarında bir araya gelerek AIM proteinini ve kedilerin yaşam süresine yapabileceği katkıları konuştu. Toplamda üç bölüm halinde yayınlayacağımız röportaj serimizin ilk bölümü yayında.
Veteriner Hekim Dr. Tarkan Özçetin, ilk bölümde AIM proteini ile tanışma hikâyesini anlatıyor ve kendisini daha yakından tanımak için Prof. Dr. Toru Miyazaki’ye sorular yöneltiyor.
Prof. Miyzaki, AIM proteini ile kedilerde böbrek hastalıklarının önlenebileceğini, hatta yaşam sürelerinin uzayabileceğini ifade ediyor ve ekliyor: “Bu araştırmalar, kediler için bir çığır açtı ve dünya genelinde kedi dostlarımız için umut ışığı oldu.”
1.
BÖLÜM: KEDİLERİN ÖMRÜNÜ UZATACAK PROTEİNİ
BULAN PROF. TORU MİYAZAKİ KİMDİR?
Toru Miyazaki ismini duymam bundan yaklaşık 3 yıl öncesine
dayanıyor. Daha doğrusu ilk duyduğum şey AIM isimli bir protein olduğu ve bu
proteinin kedilerin ömrünü 2 katına çıkaracağıydı. Haber Japonya’dan geldi,
Japonya’da yaşayan bir Türk vatandaşından. Tahmin edeceğiniz üzere kendisi bir Kedici.
Yeri gelmişken biz Kediciler arasında adı konulmamış global bir ağın
varlığından da sizleri haberdar etmek isterim. Kediciler, teknolojinin ve
sosyal medyanın katkısı ile bu ağ sayesinde bilgi alışverişinde bulunuyorlar.
Benim de bir şekilde dahil olduğum bu ağ sayesinde kedilerle ilgili dünyadaki
gelişmelerden anında haberdar olabiliyoruz.
Benimle paylaşılan haberde Japon bir profesörün kedilerin
ömrünü 2 katına çıkaracağını yazıyordu. Hatta mucidi olduğu ürünün kedi ömrünü
30 yıla çıkaracağını iddia ediyordu. İlk başta çok inandırıcı gelmedi. “Asparagas
bir haberdir”, diye düşündüm. Ancak diğer taraftan içimde bir merak da uyanmadı
değil. İşin içinde hem Japon hem de profesör olan biri vardı. Alelade birisi
olmadığı kesindi. Başladım araştırmaya. Profesör ile ilgili Batılı nerdeyse hiçbir
kaynağa ulaşamadım. Daha doğrusu “Nature Medicine” gibi saygın bilimsel
dergilerde onlarca makalesi, yüzlerce atfına rağmen Batılı medyada ilginç bir
şekilde sadece yüzeysel haberler yapılmıştı.
Buluşu ile ilgili de birkaç sosyal medya hesabı dışında
doyurucu bilgi yoktu. Merakım gittikçe arttı. Bu aşamada kırk yıllık dostum
devreye girdi. Kendisi Türkiye’de Japonya denince akla gelen ilk isimlerin
başında. Onun sayesinde Japon profesör ve mucidi olduğu ürün ile ilgili
araştırmaları Japonya'daki bağlantılar ve Japon kaynaklarından yapma imkânı
buldum. Araştırdıkça merakım artıyor, merakım arttıkça araştırmaya devam
ediyordum. Gerçekten Japon profesör devrim niteliğinde bir protein, daha
doğrusu amino asit keşfetmişti. Şu an için sadece kediler üzerinde çalışıyor
olabilir ancak gelecekte tüm insanlığın kaderini değiştirecek bir buluştan
bahsediyorum.
Ön çalışmalar bitmişti. Bundan sonraki hedefim Japon
profesör ile iletişime geçmek ve Kedici dergisi için bir röportaj
yapmaktı. İşin en zor kısmı meğer
burasıymış. Uzun süre yazıştım, bekledim hatta taciz bile ettim denebilir.
Bilenler bilir Japonlar kolay iletişime geçilebilen insanlar değil. Her şeye
şüpheyle yaklaşıyorlar ve birisine güven duymaları zaman alıyor. Son ana kadar
pes etmedim, Türkiye’deki Kediciler ve kediler için uğraşmaya değerdi ve
nihayet Toru hocayı röportaj vermeye ikna ettim.
Röportajın girişi biraz uzun oldu ama yazmaya kalksam
röportajın hikayesi, kendisini bile geçebilirdi. Bu arada yoğun programı
nedeniyle öyle saatlerce röportaj yapamadığımı da belirtmeliyim. Kendisi
hakkında Japon medyasında çıkan haberleri kullanma izni ve daha geniş zamanda
ikinci bir röportaj sözü alarak konuşmaya başladık.
Toru Miyazaki kimdir? Doğduğunuz günden bugüne sizi
tanıyabilir miyiz?
Japonya’nın Nagazaki Eyaleti’ne bağlı Shimabara Şehri'nde,
1962 yılında dünyaya geldim. Ailem, uzun yıllardır eczacılık sektöründe
faaliyet gösteren bir aileydi. İlk yıllarda, aile işini devralmayı
düşünüyordum. Ancak kaderin bana hazırladığı yol oldukça farklıydı. Tıp eğitimi
aldım; fakat asıl ilgim, hastalıkların ardındaki nedenleri ve çözümleri
araştırmak oldu. “Tedavi edilemez” denen hastalıklarla karşılaştıkça, klinik
tıbbın ötesine geçip, temel bilimler alanına yöneldim. Tokyo Üniversitesi’nden
mezun olduktan sonra, kendimi immünolojiye adadım.
Kariyerimin dönüm noktası, 1992’de Fransa’ya giderek Louis
Pasteur Üniversitesi’nde araştırma yapmamla başladı. Orada edindiğim deneyimler
ve buluşlar, benim için büyük bir ilham kaynağı oldu. O yıllarda, bağışıklık
sisteminin nasıl işlediğine dair pek çok bilgi kazandım. Bu bilgiler ışığında
keşfettiğim Apoptosis Inhibitor of Macrophage (AIM) proteini, hayatımın en
büyük buluşlarından biri haline geldi. Bu protein, vücutta biriken atıkları
temizlemeye yardımcı oluyordu ve zamanla hastalıkların tedavisinde büyük bir
umut kaynağı olarak ön plana çıktı.
Yıllar sonra, AIM’in kediler üzerindeki etkilerini
araştırmaya başladım. Japonya'ya döndüğümde fark ettim ki, kedilerde AIM’in
işlevi, insanlardaki kadar etkili değildi. Bu yüzden böbrek hastalığı kedilerde
çok yaygındı ve çoğu kedi bu hastalığa yenik düşüyordu. Bu gözlem beni harekete
geçirdi. Kedilerde böbrek sağlığını iyileştirecek bir tedavi geliştirmek için
çalışmalara başladım. Zamanla, AIM proteinini kedilere uyumlu hale getirdik ve
bu sayede kedilerde böbrek hastalıklarının önlenebileceğini, hatta yaşam
sürelerinin uzayabileceğini gördük. Bu araştırmalar, kediler için bir çığır
açtı ve dünya genelinde kedi dostlarımız için umut ışığı oldu.
Tabii, bu yolculuk kolay olmadı. Araştırmalarımı yurt
dışındaki çeşitli üniversitelerde sürdürdüm. Hem Amerika hem de Avrupa’da
birçok bilim insanıyla iş birliği yaptım. Fransa’daki Louis Pasteur
Üniversitesi’nden sonra İsviçre’de Basel İmmünoloji Enstitüsü’nde araştırmalar
yaptım. Daha sonra Amerika’ya, Texas Üniversitesi’ne giderek burada çalışmalarımı
devam ettirdim. Her bir görevim, bana yeni bakış açıları kazandırdı ve
keşiflerimi daha ileri taşıdı. Ancak nihayetinde memleketime, Japonya’ya geri
döndüm ve Tokyo Üniversitesi’nde çalışmalarımı yoğunlaştırdım.
Bugün, AIM Tıbbi Araştırma Enstitüsü’nü kurarak bu alanda
daha özgürce çalışmaya ve kediler için başlattığım projeyi insan sağlığına
yönelik tedaviler geliştirmek için genişletmeye devam ediyorum. Yıllardır “tedavi
edilemez” denilen hastalıklar üzerine çalışarak hem insanlara hem de hayvanlara
bir umut ışığı sunmayı başardık. Bu yolculuk hâlâ devam ediyor ve her gün yeni
bir keşif yapmanın heyecanını yaşıyorum. Bilime olan tutkum ve her canlıya bir
faydamın dokunmasını istemem, beni bu yolda ileriye taşıyan en büyük
motivasyonum.
Kediler, tarih boyunca gizemli ve büyüleyici varlıklar olarak hayatımızda özel bir yer ...
Kedilerin yüksek bir yerden düşerken vücutlarını ustaca döndürerek, yere ayaklarının ...
Türk Edebiyatından Kedi Metinleri alt başlıklı Geçmiş Zaman Kedileri kitabı ...
Kuşlar Neden Tek Ayak Üstünde Durur? Kuşları, sıklıkla tek ayağı üzerinde dururken ...
Kedilerle ilgili birçok yaygın inanış aslında bilimsel temele dayanmıyor. Ancak, bu yanlış ...
ABD'nin Oregon eyaletinde yaşayan Samm adındaki kedi "en yaşlı kedi" unvanını alarak Guinness ...
Kedilerin adeta çığlığı andıran fazla yüksek sesle miyavlamalarına ‘vokalizasyon’ ...
Geçtiğimiz hafta Türkiye’deki tüm hayvan hastanelerinin katılımı ile kurulan “Özel ...
Antalya-Kemer yolundaki Akyarlar Tüneli'nin altında bulunan koy içerisindeki mağaraya terk ...
Brezilya Milli Takım sorumlusunun basın toplantısı sırasında masaya çıkan kediyi yere ...
Engelli bir kedi düşündüğümüzde genellikle; üç ayaklı, görme engelli veya felçli bir ...
"Kedim geceleri çok miyavlıyor" diyorsanız kesinlikle yalnız olmadığınızı söyleyebiliriz. ...
Son 12 yılda emniyet, jandarma, belediye ve hayvan derneklerinin verilerine göre sokak ...
Gurmepisi bundan böyle yemek yolculuklarını ve deneyimlerini Kedici okuyucuları ile ...
Dondurucu soğukların etkisini gösterdiği Sivas Altınkale'de, termal suya patilerini sokarak ...
Munchkin Kedisi genellikle çok sevimli, oyuncu, insana yakın duran, sempatik, akıllı ve kolay ...
Kediler kimi insanlara çok gizemli gelmişlerdir. Hatta birçok kültürde çok enteresan batıl ...
Alerjik reaksiyonlar sadece insanlara özgü değil, kedilerimiz de bundan nasibini alabilir! ...
Türkiye’de 1 Temmuz itibariyle kaldırılan kısıtlamalardan sonra, çok zorlu bir süreci ...
Siz kediciler! En son ne zaman sokaklarda yürürken müziğin ritmine kapılıp dans ettiniz? ...
Zonguldak'ta veteriner kliniğinin kapısına gelen hasta kediye 3 haftalık tedavinin ardından ...
Birçok kişi için 6 Ocak sıradan bir kış günü.. Bu yazıyla karşılaşıncaya kadar belki ...
Evcil dostlarımız harika egzersiz partnerleridir; yaslanıp ağlanabilecek bir omuzdur, yeri ...
Merkezi Kahramanmaraş olan depremlerde evinde hasar oluşan 65 yaşındaki Fatma Var, kedileri aç ...
Ankara Esenboğa Havalimanı’nda araç içerisinde sahibi tarafından kilitli bırakılan kedi, ...
Manx Kedisi’nin anavatanı Man Adası’dır. Man Adası; İngiltere ile İrlanda arasındaki ...
ABD’de 14 yaşındaki bir genç, mahallede yaşayan bir kediyi kasıtlı olarak köpeklerin ...
Klişeleşmiş kedi, köpek isimlerinden sıkıldınız ve değişik özel bir isim olsun ...
Sahibi Kate Felmet'in Esme ismini verdiği kedi, yaşadığı mahallede ne bulursa çalıyor! ...
Köpeklerin toprağı kazması ve zaman zaman bir şeyleri oraya gömmesi merak edilen, ...
İngiltere Yate’deki bir alışveriş mağazasında ünlü olan bir kedinin adı bir sokağa ...
Tüy yumağı ile ilgili bilgilendirmeye geçmeden önce siz kedi sever dostlarıma sağlıklı ...
GENEL ÖZELLİKLERİ British Shorthair ırkı kediler bilinen en eski İngiliz kedi ...