Kedilerde Tüy Bakımı
02.11.2021Kediler kedi kendilerini temizleyen canlılardır. Her ne kadar temiz olsalar da tüylerinin ...
Diğer evcil hayvanların aksine, kediler kendi kendilerini evcilleştirmişlerdir. Kediler kendi çıkarları için insanlara yakın olmayı tercih etmiştir. Onun bu doğal bencilliği, birçok kedi severin yakından bildiği gibi günümüzdeki kedi davranışının temelini oluşturur. Evcil kedi her ne kadar diğer evcil hayvanlar gibi uysal ve insana alışık olsa da bağımsız ve hatta vahşi olma özelliğini korumaktadır. Biraz daha ileri gidecek olursak kedilerin hala tam olarak evcilleştirilmediği ve evcilleştirme sürecinin devam ettiğini söylersek pek abartmış olmayız. Kediler yalnız yaşarlar, sürü hayvanı değildirler. Doğada sadece üreme mevsiminde bir araya gelirler. Bu nedenlerden dolayı kedinin insanlarla yakınlaşması köpek ve diğer hayvanlardan çok daha sonra olmuştur.
Her ne kadar evcil kedi ile ilgili gözlemler ve çalışmalar çok uzun zamandır sürmekte ise de evcilleştirme ile ilgili gizemli hava henüz ortadan kalkmamıştır. Bunun nedeni evcilleştirilmelerinden bu yana geçen sürenin uzunluğudur. Bu süre ise köpek için en az 12.000 yıl, kedi için 5.000 yıldan fazladır. Kedinin evcilleştirilmesi ile sonuçlanan faktörler açık olarak anlaşılamasa da, kedinin evcilleşmesinin Orta Doğu'nun verimli bölgelerindeki uygarlıkların dönemlerinde gerçekleştiğine inanmamızı sağlayan sebepler vardır. Daha açık bir deyişle tarımın ve yerleşik çiftçiliğin başladığı zamanlarda evcilleştirmenin ilk olarak başladığı düşünülmektedir. İsrail'de Jericho'dan Protoneolitik Çömlek dönemi öncesi (M.Ö. 6000 M.Ö. 7000) Neolitik katmandan Felis silvestris libyca türüne ait kemik ve diş parçaları çıkarılmıştır ve M.Ö. 2000 yıllarına ait kedi kalıntıları, İndus Vadisindeki Harappa'da bulunmuştur. Ancak bu hayvanların evcilleştirilmiş olduğu hakkında kesin bir kanıt yoktur ve büyük bir olasılıkla yiyecek veya kürkü için öldürülmüş vahşi kedilerdir.
Evcilleştirmenin temel aşamaları aslında çok basittir. Bunu kısaca söyle anlatabiliriz. Toprak insanları atalarının göçebe hayatını bırakmış, topraktan yararlanmayı öğrenmiş ve tarımsal topluluklar olarak yerleşik hayata geçmişlerdir. Bu toplulukların varoluşları tarım ürünlerine bağlıydı. Senede iki kez ürün almaları ve tüketim fazlası ürünlerin oluşması bunun depolanmasını zorunluluk haline getirmiştir. İlk zamanlar bu sadece ürünlerin sepetlerde saklanması şeklinde oluyordu. Bu ürünler fare, sıçan ve diğer kemirgenlerin dikkatini kısa sürede çekti. Bu şekilde kolay ve çabuk gıda bulabilen bu hayvanlar insanların bulundukları yerleşim yerlerini istila etti. Bunun sonucunda bu hayvanların doğal düşmanı olan kediler insan topluluklarının yakınında ilk kez görünmeye başlamıştır. Depolanan tahıllara çok büyük zararlar veren kemirgenlerin, kediler tarafından yendiğinin fark edilmesi insanlar için çok uzun bir süre almadı. İnsanlar, kediler tarafından yenilebilir ev artıklarını evlerinin yakınlarına bırakarak kedilerin dikkatini çekmeye ve onları çevrelerinde tutmaya başladılar. Kediler içinde bu eşsiz bir fırsattı böylece hem insanların verdiği yemekler hem de kendi avladıkları kemirgenler onların yaşamlarını kolaylaştırdı.
Sonuç olarak kedilerin düşmanlarının da insanlardan uzak durması ve insanların kedilerle yakınlık kurmaya çalışması bu ortak yaşamın temellerini atmış oldu.
Bu temel bilgilerden sonra kedinin ilk kez kimler tarafından evcilleştirildiği sorusuna cevap aramaya çalışalım. Günümüze kadar kediyi kimlerin evcilleştirdiği konusu ciddi spekülasyonlara neden olmuştur. Ancak araştırmacıların büyük çoğunluğu, tarihi belgelere dayanarak kediyi ilk olarak Mısırlıların evcilleştirdiğine inanırlar. Mısırlılar M.Ö. 3000 yılından beri yararlanabilecekleri vahşi hayvanları evcilleştirmede deneyimlidirler. Kedinin eski Mısır'da resmedilmesi de aynı tarihlere rastlamakla birlikte, araştırmacılar bunların vahşi ya da evcil oldukları konusunda kesin bir kanıta varamamışlardır. M.Ö. 2600 yılına ait olan Mısır tanrısı Ti'nin mezarında kedinin tasmalı olarak resminin bulunması, bu kedinin evcilleştirilmiş olmasa da en azından vahşi bir kedi olmadığını göstermektedir. M.Ö. 1900 yılına ait bir mezardan çıkarılan kedi kemiklerinin yanında küçük süt kaplarının bulunması, bu konuda daha inandırıcı bir delil olmaktadır. M.Ö. 1600 yılından günümüze kadar geçen sürede bulunan çok sayıda kedi resim ve heykelleri bu hayvanların tam anlamıyla evcilleştirildiklerinin işaretidir.
Bir başka yazara göre yine Mısırlılar birtakım aşamalar sonucunda kediyi evcilleştirmiş ve benimseyip kabul etmiştir. Bu aşamalar şunlardır.
1 . Rekabet Dönemi (M.Ö. 7000 ve öncesi) :Vahşi kedilerin küçük memeli hayvanlar ve kuşlar için insanlarla olan rekabeti.
2 . Paylaşım Dönemi (M.Ö. 7000 M.Ö. 4 000) : Yarı vahşi kedilerin ilk yerleşim alanlarında, insanların çöpleriyle beslenmeleri dönemi.
3 . Evcilleştirme Dönemi (M.Ö. 2000 M.Ö. 1000) : Kedilerin dini amaçlar için tapınaklarda tutulma dönemi.
4 . Tam anlamıyla evcilleştirme Dönemi (M.Ö. 1000'den günümüze) : Kedinin dinden ayrı tutulması ve başka ülkelere yayılma dönemi.
Yukarıdaki bilgilerin ışığında kedinin ilk evcilleştiği yerin Eski Mısır ve ilk evcilleştirenlerin de Mısırlılar olduğu sonucunu çıkarılmaktadır. Bunda Mısırlıların kediyi kutsal saymaları, dini törenlerde kullanmaları ve onu tanrı olarak görmelerinin etkisi büyüktür. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, Mısırlılar birçok başka hayvanı da tanrı olarak görmüşlerdir. Bu şuna benziyor, günümüzde Hindistan'da sığırların kutsal olması sığırın Hindistan'da evcilleştirildiği şeklinde düşünmemizi gerektirmez. İnsanların kutsal olarak düşündüğü hayvanlarla ilgili birçok kalıcı görsel ve yazınsal eser üretmeleri doğaldır ancak daha önce belirttiğimiz gibi bunların ilk olarak evcilleştirilmeleri ile doğrudan bağlantılı değildir.
Kedi ile ilgili en iyi belgelerin Eski Mısır'da bulunmasına karşın Mısır'ın kedinin ilk vatanı olduğu söylenemez. Kedinin ilk evcilleştirilmesi ile ilgili bilgilerin hemen hepsi Eski Mısır'dan gelmektedir. Kedi başka bir yerde evcilleştirilmiş olabilir ama bununla ilgili olarak da herhangi bir kanıt bulunamamıştır.
Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi bazı yazarlar da bu konuya ilişkin kuşkularını dile getirmişler; ancak bu görüşleri destekleyecek yeterli bulgu olmadığından söyledikleri şeyler tahminden öteye gidememiştir.
Kediler gerçekten Eski Mısır'da mı evcilleştirildi? Bu çalışmanın temel konusu bu soruya cevap aramak olmamakla beraber bizi bu konuyu araştırmaktan alıkoyacak hiçbir neden de yoktu. Bunun için daha önce kedinin evcilleştirme sürecinde anlatılan, insanların tarım yapmaları ile kedinin insanlara yakınlaşması süreci daha ayrıntılı olarak araştırılması gereği üzerinde durduk. Tüm arkeologların kabul ettiği gibi Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan Mezopotamya insanlığın tarım yaptığı ilk yerdir. Bu bölgede birçok uygarlık kurulmuştur. Bunlar içinde Sümerler ayrı bir yer tutar. Çünkü Sümerler M.Ö. 4000'li yılların sonunda hemen hemen 6 bin yıl önce yazıyı bulmuşlardır. Arkeologlar tarafından ortaya çıkarılan ve çözümlenen on binlerce kil tablette; iktisadi, hukuki, idari, dini, sosyal yaşam, görgü ve gelenekleriyle ilgili edebi yapıtlar bulunmuştur. Sümerler yalnız yazıyı bulmakla kalmayıp hayatlarının her alanında yazıyı kullanmışlardır. Bundan yazılı tarihin Sümerlerle başladığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bu veriler doğrultusunda bizim bu uygarlığın bıraktığı yazılı eserlerde evcil kediye ait bir iz aramamız fikri ortaya çıktı.
1889-1890 yılları arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yapılan kazılarda bugünkü Bağdat'tan yüz elli kilometre kadar uzaklıkta olan eski Sümer şehri Nippur'da binlerce kil tablet ortaya çıkarılmıştır. Bu tabletler şimdi İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Philadelphia Üniversitesi’nde bulunmaktadır. Ayrıca birçok kaçak kazıdan elde edilen tabletlerde dünyanın birçok müzesinde bulunmaktadır.
Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Sümeroloji Bilim Dalının bulunması ve bu konuda az da olsa araştırmacıların olması, araştırmalarımızı kısmen kolaylaştırdıysa da kedi ile ilgili bir Sümer belgesine ulaşmak tahminimizden çok daha zor oldu. Dünyadaki ve Türkiye'deki Sümerologlar tarafından yapılan birçok çeviri ve açıklamalar araştırıldı ve sonunda kedi ile ilgili bir metne ulaşıldı. Bu metin, Sümerlerin M.Ö. 3000. Yılların ortalarında yazının öğretildiği ilk okullar olduğu düşünülen yerden çıkarılmış kil tabletlerde bulunuyordu. Sümer edebiyatında hayvanlar büyük rol oynuyorlardı. Metinlerde birçok hayvanla ilgili hayvan hikayeleri ve atasözleri bulunuyordu.
Edmund I. Gordon isimli bir araştırmacı memeli hayvanlarda kuşlar ve böceklere kadar varan 64 tür hayvanın yaşamı ile ilgili 295 atasözü ve hayvan hikayesini metinlerden toplayarak çevirisini yaptı. Edmund tarafından yapılan çevirilerde kedi ile ilgili iki atasözü bulunmaktadır. Bunlarda biri tam olarak aşağıdaki gibi çevrilmiştir:
Bir kedinin düşünmesi,
Bir firavun faresinin harekete geçmesi,
Kedi düşününceye kadar firavun faresi atlar.
Diğer metin ise tam olarak çevrilememiştir. Burada sepet taşıyan adamın arkasından giden ineği, kediye benzetmişlerdir.
İlk atasözünde adı geçen Firavun faresi (Herpestes ichneumon) etçiller (Carnivora) takımının, misk kedisigiller (Veveridae) familyasından, 65 cm. Kadar uzunlukta, 40 cm. Kadar kuyruğu olan esmer, kahverengi, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ön Asya'da yaşayan bir türdür. Evlerde, yılanları avlamaları için beslenirler. Kobra zehrine bağışık olmamalarına karşın, onların doğal avcılarıdır. Berberiler bunları evde kedi gibi beslerler. İspanya'da, Ön Asya'da ve İsrail'de yaygın olarak bulunurlar.
Sümerler, bu atasözünde kedilerin avlarına saldırmadan önce sabırla onu izleyerek uygun zamanı beklemelerinin aksine, firavun farelerinin avlarının üzerine hemen atladıklarını ifade etmektedirler. Yukarıdaki atasözünü daha önce anlatılan evcilleştirme teorilerine dayanarak yorumlarsak kedi ve firavun faresinin zararlı hayvanların yok edilmesi amacı ile Sümerler tarafından kullanıldığı sonucuna varabiliriz.
Türkiye'de Sümeroloji biliminin kurucularından olan B.Landsberger isimli bilim insanı, Mezopotamya Faunası isimli kitabında, Sümerlerin fare avcısı olarak kediyi kullandıklarını belirtmiştir.
Kedi ile ilgili arkeolojik bulguların araştırılması sırasında Anadolu'da da evcil kediye ait izler olduğu saptanmıştır. Ankara'nın doğusunda Yozgat yakınlarındaki Alişar'dan (Ankuva) çıkarılmış olan kedi başı şeklindeki bir kap M.Ö. 1740 yılına aittir. 4.318 cm derinliğinde ve 0,68 kg ağırlığındaki, kahverengimsi siyah renkteki ve parlak yüzeyli kedi başı kabının kenarlarında kulplar vardır. Rhyton diye anılan bu kaplar tanrıya içki sunmak için kullanılırdı. Bütün bu seramik eserler yerlidir, yani Asurlu tüccarlar Anadolu'da üretilen yerli kaplar kullanmışlardır.
Halen Ankara'da “Anadolu Medeniyetleri Müzesinde” sergilenen bu kedi başı rhyton Anadolu'da Asur Ticaret Kolonilerine (Karum) ait alanda bulunmuştur. Temelini Sümerlerin kurduğu Mezopotamya kültürünün Anadolu'daki uzantısı olan Asur Ticaret Kolonileri M.Ö. 2000 - 1800 yıllarında var olmuşlardır. Fotoğraflarda görülen bu kediyi günümüzdeki örneklerinden ayırt etmek oldukça güçtür. Mısır’daki örneklerle karşılaştırıldığında (Mısır resimlerinde görülen kediler çok daha ince yapıda olup yüz hatları çok daha keskindir) oldukça farklı bir yapıda olan bu kedinin Anadolu'ya özgü bir kedi olduğunu söyleyebiliriz. Bu kedilerin Ankara ve Van Kedilerinin ataları olması olasıdır.
* Bu çalışma yazarın Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Hayvan Yetiştirme ABD’da yapılan doktora tezinden alınmıştır.
Kediler kedi kendilerini temizleyen canlılardır. Her ne kadar temiz olsalar da tüylerinin ...
Diş muayenesi sadece, evcil dostunuzun inci beyazı dişlerini korumak ve nefesinin güzel ...
Proceedings of the Royal Society B isimli akademik dergide yayınlanan bir araştırmada bilim ...
Tıpkı Fikret Kızılok’un şarkısındaki gibi: “Uyku kardeşim ver elini, usul usul damla ...
Kedicilere göre evcil dostlar ailenin bir bireyi gibidir. Sevgimizi esirgemediğimiz gibi hatta ...
Kedinizin her gün kaç saat uykuya ihtiyacı olduğunu veya yavru kedilerin iyi uyumasının ...
Ağrıyı Saklayan Türün Sessiz FizyolojisiEv sessizdir. Gece yarısını biraz geçmiştir. ...
Eser Adı: Konuşan Kedi Matu Yazar: Can Aydoğmuş Yayınevi: Doğan Egmont ...
Bursa’nın İznik ilçesinden fırıncı İmdat Demircan'ın vefatının ardından, köpeği Hera ...
Antalya DokumaPark'ta, kediler için yapılan 3 katlı, 64 odalı "kedi apartman"ında sokak ...
Bir kedi ile yaşamaya karar verdiyseniz, onların yaşamak için bazı ihtiyaçları ...
Kedilerin bir çok ilginç davranış sergilediğini, kediciler oldukça yakından bilirler. Bu ...
Kedi dostlarımızın zaman zaman oldukça oyuncu bir hale geldiğini, girilmemesi gereken yerlere ...
Osmaniye'de soğuk kış günlerinde sokak kedilerinin sıcak yuvada barınabilmeleri amacıyla ...
Merhaba sevgili kediciler, Bu yazıda anlatacaklarımı okurken eminim birçoğunuz “aynısı ...
Türkiye’nin ilk ve tek kedi - kültür dergisi KEDİCİ, Kedi Müzesi’nde yerini aldı. ...
Japon uzmanların yaptığı araştırmada, kedilerin belirli hafıza testlerinde oldukça iyi ...
ABD’de bir çiftin Yellowstone Milli Parkı'na yaptıkları bir gezi sırasında kaybettikleri 2 ...
Örnekleri Paris’te, Tokyo’da ve New York gibi gelişmiş şehirlerde bulunan kedi kafelerden ...
Kadim zamanlarda bilgeler, değişik hayvanların değişik özelliklerini incelemişler ve sahip ...
Dr. Mohammad Youssef : ‘’Şimdilik, sahip oldukları tek şey biziz ve işimiz burada – ...
Bazı kediler doğuştan, bazıları ise sonradan bir kaza veya travma sonucu meydana gelen ...
Çok yaygın bir problem, yeni gelen bir kedinin evde var olan kediye tanıtılmasıdır. ...
Kediciler gün içinde kedisine nasıl vakit ayırmalı, neler yapmalı, bir gününü kedinizle ...
İngiltere'de bir hayvanat bahçesi yönetimi, beş papağanı aynı anda küfür ettikleri ...
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, önümüzdeki günlerde ...
Dostunuzun bedenindeki en tatlı, en minik ve en mucizevi detaylardan biri olan patiler için sır ...
Hayvan hakları meselesi, masabaşında konuşulacak bir konu değil. Sahayı bilmeyen, mevzuatı ...
Çanakkale'nin Lapseki ilçesindeki feribot iskelesinde denize düşen kedi, iskele personeli ...
Kedici olduğunuz ilk günleri hatırlıyor musunuz? “Kedim neden bana bu kadar bağlı?” diye ...
Adalet Bakanlığı’nın istatistikleri, asıl tehlike altında olanın hedef gösterilen sokak ...
Aşık olmak insanlara has bir duygu mudur? Hayvanlar aşık olabilir mi? Bilim insanları ...
Yavru kediler oyun oynamayı çok severler. Meraklı oluşları ve içerisinde yer aldıkları ...